Değerli basın mensubu arkadaşlarımız,

2020 basın değerlendirmemizin yer aldığı yıllık raporumuzu  geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Son yıllarda, ‘kara, kapkara yıllar’’ olarak nitelediğimiz medyanın içinde bulunduğu 2020’yi, yine  değişmeyen hatta artan büyük sıkıntıları göğüslemeye devam ederek yaşadık. Öyle söylenildiği gibi, ”Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü,  20 yıl öncesiyle kıyaslanamayan ölçüde genişletilmedi.” Hatta, yine iddia edildiği gibi, ”Türk medyası güvence altında da ” değil.

Algı yönetimiyle değil, 365 gün boyunca medyada yaşanan gerçekleri alt alta sıralarken, iddiaların, söylemlerin aksine,  gerçeğimizle karşılaştığımızı görürüz.

Gazeteciliğin, ‘Birilerinin yazılmasını istemediğini yazmak’’ olduğunun bilinciyle, yolumuza devam ediyoruz. 

Ne var ki, bu süreçte, Cemal Süreya’nın dizeleri gibi, ”Pencere açık ama nefes alamıyoruz.”

Bu sürecin, mutlaka sona ereceğinin de bilincindeyiz. 

Yılmadan, umudu kaybetmeden, hakikati aramaya ve halka  ulaştırmaya devam edeceğiz.

2021’in daha güzel yaşanmasını dilerken, 2020 BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORUMUZUN ana başlıklarını  sizlerle paylaşıp, tarihe not düşmenin görevimiz olduğunu hatırlatıyoruz.

PINAR TÜRENÇ 
Basın Konseyi Başkanı

BASIN KONSEYİ, ‘2020 YILI BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU’NU AÇIKLADI 

* 2020 YILI BASIN TARİHİMİZE YİNE ‘KAPKARA YIL’ OLARAK GEÇTİ 

* İKTİDAR ‘TEK SESLİ MEDYA’ HEDEFİNE ULAŞMAK İÇİN YARGI, RTÜK VE BİK’İ ÖZGÜR BASIN ÜZERİNDE ‘SOPA’ OLARAK KULLANDI 

* MEDYADA KİMİN YÖNETİME GELECEĞİNE; TELEVİZYONLARDA KİMİN KONUŞACAĞINA, GAZETELERDE KİMİN YAZACAĞINA İKTİDAR KARAR VERDİ. KONUŞMACILAR MAAŞA BAĞLANDI.

* İKTİDARIN TALİMATIYLA, ‘MUHALİF’ TELEVİZYONLARA PARA VE YAYIN DURDURMADAN SONRA İLK KEZ ‘EKRAN KARARTMA’ CEZALARI VERİLDİ 

* YIL BOYUNCA İKTİDAR YANLISI KANALLARA SADECE 400 BİN LİRA, MUHALİF KANALLARA BUNUN 25 KATI OLAN 10 MİLYON LİRA CEZA KESİLDİ 

* ARALARINDA YAYINA BAŞLADIKTAN 26 GÜN SONRA KAPANAN ULUSAL TELEVİZYONUN DA BULUNDUĞU ÇOK SAYIDA KANAL, YAYININA SON VERDİ 

* YARGI ALET EDİLEREK, ELEŞTİREL HER HABER VE KÖŞE YAZISI ‘TERÖR’ GÖRÜLDÜ; GERÇEKLERİ YAZANLARA İSE ‘TERÖRİST’ MUAMELESİ YAPILDI 

* ONLARCA GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI, TUTUKLANDI, ‘İNTİKAMNAME’ GİBİ YAZILAN DELİLSİZ ‘KOPYALA- YAPIŞTIR’ İDDİANAMELERLE MAHKÛM EDİLDİ 

* İNFAZ YASASINA GÖRE BİR GÜN BİLE CEZAEVİNE GİRMEMESİ GEREKEN GAZETECİLER HÜCRELERDE TUTULDU, GARDİYAN SALDIRISINA UĞRADI

* TÜRKİYE, DÜNYADA ÇİN’DEN SONRA ‘CEZAEVİNDE EN ÇOK GAZETECİ BULUNAN ÜLKE’ OLDU VE ‘UTANÇ TABLOSU’NDA YER ALDI 

* MEDYANIN YÜZDE 95’İ İKTİDARIN TANITIM BROŞÜRÜ, REKLAM PANOSU OLDU, KAMU KAYNAĞINDAN FONLANDI, SAHİPLERİNE İHALELER VERİLDİ 

* İKTİDAR BASKISIYLA RESMİ İLANLARI KESİLEN, REKLAM AMBARGOSU UYGULANAN ‘MUHALİF’ MEDYA İSE EKONOMİK YÖNDEN ÇÖKERTİLDİ

* YÜZLERCE GAZETE VE TELEVİZYON KAPANDI. İŞSİZ KALAN BİNLERCE ÇALIŞAN, ON BİNLERİ BULAN İŞSİZ GAZETECİLER ORDUSUNA KATILDI 

* İLETİŞİM BAŞKANLIĞI, ARALARINDA YABANCI BASIN MENSUPLARININ DA BULUNDUĞU YÜZLERCE GAZETECİNİN BASIN KARTINI KEYFİ İPTAL ETTİ 

Medyaya baskı ve sansürün artığı 2019’u ‘kara yıl’ diye tanımlayıp biraz olsun umutla girdiğimiz 2020 yılı, gazetecilere ve yayın kuruluşlarına saldırının tırmandırılması, halkın haber alma hakkının daha çok engellenmesi, ifade ve basın özgürlüğünü boğma girişimlerinin tırmandırılmasıyla basın tarihimize ‘kapkara yıl’ olarak geçti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde iktidarın ‘tek adam’ yönetimine evrilmesiyle siyasallaşan YARGI, özerkliklerini yitiren Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Basın İlan Kurumu (BİK), bu yıl medyanın üzerinde ‘iktidar sopası’ olarak acımasızca kullanıldı. 

* İktidarın işine gelmeyen haber ‘terör’, gazetecilik ‘teröristlik’ sayıldı.

* Onlarca gazeteci yaptıkları belgeli ispatlı haberler nedeniyle gözaltına alındı, tutuklandı, mahkum edildi.

* Polis gece yarıları evlere baskın düzenleyip gazetecileri kelepçeleyip götürdü; savcıya ifade vermeye giden gazeteciler bile ‘kaçma şüphesi var’ gerekçeleri uydurularak tutuklandı.

* İntikamname gibi yazılan delilsiz iddianamelerle, mesleğin yüz akı onlarca gazeteci suçsuz yere sadece intikam almak için ağır cezalara mahkum edildi. 

* Meclis’te bir milletvekilinin daha önce kimliğini açıkladığı, MİT şehidinin cenaze töreni haberi bahane edilerek, gazetecilere ‘ifşanın ifşasından’ ceza verildi.

* Gazeteciler, isnat edilen suçtan beraat edecekleri, hatta mahkum olsalar bile tek gün bile hapis yatmayacağı bilindiği halde  aylanca cezaevinde hücrelerinde tutuldu.

* Cezaevinde gazeteci dövüldü. “Ben devletim” diyen gardiyanın yumruklu saldırısını savcılar örtbas etti, güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıkınca dayak belgelendi. 

* Halkın haber alma hakkı hiçe sayıldı. Binlerce habere, yüzlerce internet sitesine, sosyal medya paylaşımına ‘kopyala- yapıştır’ kararlarıyla erişim engeli getirildi.

* Sosyal Medya Yasası ile getirilen ‘unutulma hakkı’ uygulaması, yolsuzlukları, hırsızlıkları ve sahtekarlıkları örtmede kullanıldı, yüzlerce haber sansürlendi. 

* Türkiye, dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu Çin’den sonra ikinci sırayla ‘utanç tablosu’na girdi. Türkiye’yi Sisi’nin yönettiği Mısır’ı izledi. 

TEK ADAM’ YÖNETİMİ, ‘TEK SESLİ’ MEDYA HEDEFİ 

* İktidar ‘tek adam’ yönetimiyle devleti tamamen avcunun içine aldığı 2020 yılında, ‘tek sesli medya’ projesini sonuçlandırmak için ‘muhalif’ medyayı imhaya çalıştı. 

* Medyada kimin görev alacağına, hangi gazeteyi ve televizyonu kimin yöneteceğine, kimin köşe yazacağına ve televizyonlarda kimin konuşacağına iktidar karar verdi.

* Halkın haber hakkını önceleyen ve sunduğu haber bülteni reyting rekorları kıran haberciler, iktidar ve trolleri tarafından hedef gösterildi ve hapisle tehdidiyle ekrandan uzaklaştırıldı. 

* Bağımsız habercilik ilkesiyle ulusal yayına başlayan bir televizyon kanalı, daha 26’ncı gününde, lisans sahibi olan patrona iktidar tarafından yapılan baskısıyla dayanamadı ve kapandı.

* Medyanın yüzde 95’ini kontrol eden iktidar, okunmayan gazetelere, seyredilmeyen televizyonlara, kamudan ilan ve reklam akıtarak; sahiplerine ihale vererek fonlandı. 

* ‘Muhalif’ gazetelerin, yılın 3- 4 ayını bulan sürelerde resmi ilanları kesildi.  Bu yapılırken okurun ‘birden fazla gazete alması’; ödüllük haber için ‘kamu yararı yok’ gerekçeleri uyduruldu.

* İlan kesme, reklam ambargosu ve tazminat davalarıyla çökertilen, aralarında ulusal yayınların da bulunduğu yüzlerce gazete ve televizyon yayınını sonlandırdı.

* Kapanan yayın organlarında işsiz kalan, iktidar baskısıyla çalıştıkları kurumdan atılan yüzlerce gazeteci, sayıları on binleri geçen işsiz gazeteciler ordusuna katıldı. 

* İktidar medyası televizyonlarının yayınlarıyla ilgili yapılan binlerce şikayet işleme konulmazken, ‘muhalif’ kanallara şikayet olmadan resen işlemlerle ceza verildi.

* Başındaki kişinin “Cumhurbaşkanımızın talimatını emir telakki ederiz” dediği RTÜK, iktidar yanlısı kanaları korurken, muhalif kanallara  para ve yayın durdurma cezaları yağdırdı. RTÜK, yetkisini aşarak televizyonculuk tarihine kara bir leke olarak kalacak bir kararla iki ulusal televizyona 5’er gün ‘ekran karartma’ cezası verdi.

* RTÜK’ün, iktidarı öven kanallar ile bağımsız yayın yapan kanallara farklı uygulama yaptığı 2020 yılında daha net olarak görüldü. İktidara yakın televizyonlara yalnızca 400 bin lira idari para cezası verilirken, eleştirel yayın yapan 4 televizyon kanalına bunun 25 katına denk düşen 10 milyon lira ceza kesti. 

ÖZGÜR MEDYA İÇİN MÜCADELE 

Basın Konseyi 34 yıllık mazisinde olduğu gibi,  medyamızın tam bir ateş çemberinden geçtiği 2020 yılında, ifade ve basın özgürlüğü için en önde mücadele etti. 

Kimden ve nereden gelirse gelsin gazetecilere ve yayın organlarına yönelik her tehdit ve saldırının karşısında durdurdu, tepki gösterdi. 

Gözaltına alınan, tutuklanan gazetecileri adliye koridorlarında, duruşma salonlarında yalnız bırakmadı, cezaevinde ziyaret etti. Silivri ve Sincan cezaevlerine gönderdiği mektuplarla tutuklanan gazetecilere yalnız olmadıkları mesajını iletip moral verdi. 

Yargının, RTÜK’ün, BİK’in eleştirel yayın yapan bağımsız yayın kuruluşları üzerinde ‘iktidar sopası’ gibi kullanılmasına karşı çıktı mücadele bayrağını açtı, ses getiren açıklamalar yaptı. 

Yetkisini aşarak HALK TV ve TELE 1’e ‘ekran karatma’ cezasını veren RTÜK’ün bu hukuksuz uygulamasını yargıya taşıdı, mahkemeden ‘yürütmeyi durdurma’ kararı aldırdı. RTÜK’ün itirazı üzerine ‘yürütmeyi durdurma’ kararı kaldırıldı, basın tarihimize ‘utanç’ olarak geçen ekran karartmaya onay verildi. Bu dava Anayasa Mahkemesi’ne gerekirse AİHM’ye götürülecek, RTÜK’ün bu yetki gaspı takipsiz kalmayacak. 

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖDÜLÜ VERİLDİ 

Basın Konseyi’nin geleneksel 2020 Yılı Basın Özgürlüğü Ödülü’nü,  halkın haber alma hakkı ve ifade özgürlüğü için kendi özgürlüklerinden olan CEZAEVİNDEKİ GAZETECİLER ile yoğun baskı ve saldırılar altında habercilikten taviz vermeyen CUMHURİYET gazetesi aldı.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun 27 Nisan 2020 tarihinde video konferansla yaptığı toplantısında Basın Özgürlüğü Ödülü Yönetmeliği gereği, koşullara uygun adaylar, üyeler tarafından tek tek değerlendirdi.

Yüksek Kurul, oy çokluğu ile Basın Konseyi’nin 2020 Yılı Basın Özgürlüğü Ödülü’nün, sadece ‘halkın haber alma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğünü savundukları’ için cezaevinde ‘bedel ödetilen’ gazetecilerle, her türlü baskıya karşın habercilikten taviz vermeyen, bu nedenle davadan davaya sürüklenen Cumhuriyet Gazetesi’ne verilmesini kararlaştırdı. 

Her yıl 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde törenle verilen Basın Özgürlüğü Ödülü, bu yıl video konferansla yapılan törenle sahiplerine teslim edildi. 

*****                      ****                              *****                             ***** 

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU’NUN ÖZETİ 

Basın Konseyi 2020 Basın Özgürlüğü Raporu’nda, halkın haber alma hakkını yönelik engellemeler, gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelen tehdit ve saldırılar ile ifade ve basın özgürlüğü ihlalleri gün gün yer aldı.
İşte bunlardan bazıları: 

YARGI, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE VURDU

Demokrasilerde dördüncü kuvvet olan medyaya, Anayasa ve yasaların tanıdığı özgürlükleri güvencesi olması gereken yargı bu görevini yerine getirmedi. Hukuku değil, siyasetin talebini yerine getiren yargı mensupları 2020 yılında ifade ve basın özgürlüğünü tamamen yok sayan kararlara imza attı. 

* Odatv, Ergenekon sürecindeki FETÖ kumpasından 9 yıl sora bu kez 3 Mart günü yayınlanan ‘Libya’da şehit olan MİT görevlisi’ haberi bahane edilerek hedef seçildi, yöneticileri gece evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı, Otatv kapatıldı. ‘İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgelerin ifşa etmek’ suçlamasıyla tutuklanan  Odatv genel yayın yönetmeni Barış Pehlivan, haber müdürü Barış Terkoğlu, muhabir Hülya Kılınç ile aynı haberi kullanan Yeni Yaşam gazetesi yöneticileri Ferhat Çelik ve Aydın Keser ile sosyal medya paylaşımında bulunan Yeniçağ yazarı Murat Ağırel’e yargılama boyunca zulme uğratıldı. Barış Pehlivan, Silivri Cezaevi’ne konulurken “Ben devletim” diyen gardiyanın yumrukla saldırısına uğradı. Avukatlara verilmeyen soruşturma tutanaklarının sızdırıldığı, Sabah ve DHA, ‘tetikçi’ olarak kullanıldı. İstanbul 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 3.5 ay Silivri Cezaevi’nde hücrede tutulan Barış Terkoğlu beraat etti; Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç 3 yıl 9 ay; Murat Ağırel, Ferhat Çelik ve Aydın Keser 4 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılarak tahliye edildi. Yargılandıkları suçtan en yüksek cezayı alsalar bile İnfaz Yasası’na göre bir gün bile cezaevinde yatmayacakları bilinen gazeteciler Barış Terkoğlu, Ferhat Çelik ve Aydın Keser 3.5 ay, Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç 6 ay Silivri Cezaevi’ndeki hücrelerde tutuldu.

*  Cumhuriyet gazetesine 14 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, Kuzguncuk’ta vakıf arazisine izinsiz yaptırdığı şömine ve çardağın belediye ekiplerince yıkıldığına ilişkin belgeli ispatlı ‘Boğaz’da kaçak var” başlıklı haberle ilgili siyasi baskıyla ‘terör’ eylemi muamelesi yapıldı. Jet hızıyla devreye sokulan yargı kararlarında ‘kamu yararı bulunmadığı’ ve ‘koronavirüsle mücadelede Avrupa ülkeleri başarısız olurken, Türkiye’nin başarısını sekteye uğratmak ve gizlemenin amaçlandığı’ gibi gerekçeler yazılarak habere erişim engeli konuldu, tekzip gönderildi. Haberi yapan Cumhuriyet gazetesi muhabirleri Hazal Ocak ve Vedat Arık ile yazı işleri müdürleri Olcay Büyüktaş Akça ile İpek Özbey, İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde şikayetçi Fahrettin Altun gizli bir kişiymiş, imarsız inşaat yapmak özel hayatmış gibi ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek’ ve ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçlamasıyla yargılanıyor. 

* Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ile TELE 1 Ankara Haber Müdürü İsmail Dükel, kendilerini telefonla arayan astsubay Erdal Baran ile konuştukları, bipolar bozukluğu olan bu kişinin söylediklerini haber yapmadıkları gerekçesiyle ‘askeri casusluk’ suçlamasıyla gözaltına alındı. Hakim karşısına ‘devletin güvenliği ve siyasi yararlarıyla ilgili bilgileri açıklamak’ suçlamasıyla çıkarılan gazetecilerden Yıldız tutuklanırken, Dükel tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sincan Cezaevi’nde 155 gün tutuklu kalan  Müyesser Yıldız iddianame hazırlanıp yapılan ilk duruşmada tahliye edildi. Davayla ilgili yargılama devam ediyor.

* Gazeteci Enis Berberoğlu, MİT TIR’ları davasından 5 yıl 10 ay hapse mahkumiyetinin Yargıtay aşamasından geçtiği gerekçe gösterilerek, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun sonucu beklenmeden TBMM’de 3 Haziran günü okunarak milletvekilliği düşürüldü. Tutukluluğu düşüldüğünde 18 aylık cezasını çekmek üzere teslim olacağını açıklamasına, algın nedeniyle cezasını evinde çekeceği bilindiği halde aynı gece polis baskınıyla alınıp ‘intikam’ için cezaevine konuldu. Anayasa Mahkemesi eylül ayında verdiği ‘hak ihlali’ ve ‘yeniden yargılanması’ kararıyla Berberoğlu’nun milletvekilliğinin iade edilerek TBMM’ye dönmesinin yolunu açtı. Ancak, mahkumiyet kararını veren Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri,  uyulmaması anayasal suç olan Anayasa Mahkemesi kararını tanımadı ve Berberoğlu’nun milletvekilliğinin iadesini engelledi. Berberoğlu ve avukatları hala Anayasa Mahkemesi kararının uygulanası için mücadele veriyor. 

* Sözcü gazetesinin ömürleri FETÖ ile mücadeleyle geçen yönetici ve yazarlarına İstanbul 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27 Aralık 2019 tarihinde sonuçlanan davada ‘FETÖ’ye yardım’ suçundan verilen 2 yıl 1 ay ile 3 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezaları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nce 14 Ekim 2020 tarihinde onandı. Sözcü gazetesi avukatları dosyayı Yargıtay’a götürürken, Sözcü ile FETÖ’nün yan yana getirilmesi ‘hukuk skandalı’ ve ‘akıl tutulması’ olarak değerlendirildi.

* Fox TV ana haber sunucusu Fatih Portakal hakkında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Biz bize yeteriz’ sloganıyla başlattığı Milli Dayanışma Kampanyası’na destek için Kurtuluş Savaşı yıllarında uygulanan Tekalif-i Milliye hatırlatması yapılmasını eleştirdiği için dava açıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve peşinden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun suç duyuruları ile açılan davada Fatih Portakal, ‘bankalardaki tasarruf mevduatına el konulacağı izlemeni’ verdiği, ‘bankacılık sektörün güvenini ve itibarını sarstığı’ iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. 

* Cumhuriyet gazetesi yazarı Yazgülü Aldoğan, 2016 yılında Posta gazetesindeki köşesinde,  dönemin AKP Milletvekili Reşat Petek’e ‘FETÖ sempatizanı’ diyerek hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada 5 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Aldoğan, “Mahkum olmaktan çok, bir gerçeği ifade etmiş olmam karşısında hukukun  işlemediğini görmek üzüntü verici” dedi.

* Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Milli Savunma Bakını Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde bir televizyon programında “Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile gezmeye bile gitmem” dediği için 3 yıldır yargılandığı davada, hakaret suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.

* Zonguldak’ta yerel Halkın Sesi gazetesi yazı işleri müdürü Cevdet Akgün, belgeleriyle yayımladığı ‘Bank Asya’nın avukatı sınavsız hakim oldu’ başlıklı haber nedeniyle 5 ay hapis cezasına çarptırıldı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nden bir gün önce cezaevine konuldu. 

* Adıyaman’da yerel Gerger Fırat gazetesi haber müdürü Özgür Boğatekin, dönemin Gerger Kaymakamı hakkındaki yazıları nedeniyle verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasını, 6 yıl sonra Yargıtay’ın onaması üzerine cezaevine girdi. 

* Gazeteci Hakan Aygün, Cumhurbaşkanı’nın başlattığı yardım kampanyasını sosyal medya hesabından ‘Ey İBAN edenler’ paylaşımıyla ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde teknesinde gözaltına alındı ve bir süre tutuklu kaldı

* Yeniçağ gazetesi yazarı Murat İde, basın danışmanlığını yaptığı İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yurt gezisi nedeniyle gittiği Giresun’da otelde gözaltına alındı. 2015 yılında yayımlanan bir yazısına 2018 yılında açılan davada ifadesi alınmadığı için gözaltına alındığı belirtilen İde, savcılıkta ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. 

* Sözcü gazetesi Bodrum muhabiri Yaşar Anter, Dubai Şeyhi’ne ait Cayman Adaları bayraklı ‘Radiant’ adlı yatta korona önlemleri alındığına ilişkin haberi nedeniyle sabaha karşı evine gelen polisler tarafından gözaltına alındı. Savcının ‘halk arasında korku ve panik yaratmak’ suçlaması yöneltip tutuklanmasını istediği Yaşar Anter, çıkarıldığı mahkemede ‘kuvvetli suç şüphesinin oluşmadığı’ gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

* Rusya merkezli yayın yapan Sputnik Haber Ajansı Londra Ofisi’nin, İngilizce bültende yayınladığı ‘Çalıntı eyalet: Hatay 80 yıl önce neden Fransa tarafından Türkiye’ye verildi’  başlıklı haber nedeniyle,  Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Mahir Boztepe İstanbul’da, 3 çalışan da Ankara’da gözaltına alındı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov devreye girdi ve 4 gazeteci ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. 

* Amerika’nın Sesi Van Muhabiri Arif Aslan, HDP’nin Hakkari’de başlattığı ‘demokrasi yürüyüşünü’ takip ettiği gerekçesiyle evine sabah gelen polisler tarafından gözaltına alındı, bilgisayarına ve fotoğraf makinesine el konuldu.

* Kocaeli’nde yayımlanan yerel Kocaeli Halk gazetesi sahibi Faruk Bostan ile Yazı İşleri Müdürü Bülent Karagöz, şüpheliler arasında iktidar partisinin ilçe yöneticilerinin de bulunduğu toplu tecavüz olayını haberleştirdikleri için tutuklandı.

* Kars’ta, Demokrat Haber  internet haber sitesi muhabiri Selda Manduz, HDP’ye yönelik operasyonda, bir telefon görüşmesiyle ilgili gizli tanık ifadesi nedeniyle gözaltına alındı.

*  Van’da Mezopotamya Ajansı ve Jinnews’in ortak kullandığı büroya baskın düzenleyen polis, muhbirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur, Şehriban Abi ve Nazan Sala’yı gözaltına aldı.

* Edirne’de Yunanistan sınırında sığınmacıları görüntüleyen Mezopotamya Ajansı muhabirleri İdris Sayılğan ve Naci Kay, ‘yasak bölgede çekim yaptıkları’ gerekçesiyle gözaltına alındı, sorgularının ardından bırakıldı.

RTÜK, İŞİ ‘EKRAN KARARTMAYA’ VARDIRDI 

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kuruluş yasasına göre, idari ve mali özerkliğe sahip, tarafsız bir kamu tüzel kuruluşu. Görevi de görsel ve işitsel yayın hizmetleri alanında iletişim ve ifade özgürlüğünü, farklı görüşleri ve çoğulculuğu güvence altına almak, tekelleşmeyi önlemek. 

Oysa RTÜK, tüm bu özerklik ve tarafsızlıktan uzak, ekranlardan ve mikrofonlardan iktidarın hoşuna gitmeyecek tek bir ses çıkartmamak için adeta ‘zaptiyelik’ yapmaya soyundu. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in mayıs ayında katıldığı bir toplantıda, “Cumhurbaşkanımız tarafından talimat ve telkin olmadı ama olursa devletimizin başıdır, talimat ve telkinlerini emir telakki ederiz” sözleri; televizyonlara verdiği “Buradan uyarıyorum. Haber bültenleri yorum yapmadan sunulsun” talimatları bu kurumun tarafsızlığının yanında itibarını da tamamen yitirmesine neden oldu. 

* RTÜK’ün, iktidarı öven kanallar ile bağımsız yayın yapan kanallara farklı uygulama yaptığı 2020 yılında daha net olarak görüldü. İktidara yakın televizyonlara yalnızca 400 bin lira idari para cezası verilirken, eleştirel yayın yapan televizyonlara bunun 25 katına denk düşen 10 milyon lira ceza kesti. Yılı içinde hakkında 102 bin 500 şikayet yapılan iktidar yanlısı ATV kanalına yalnızca bir kez uyarı bir kez de idari para cezası uygulandı. İktidar yanlısı A Haber, Kanal 7, TV Net, TGRT Haber ile ilgili yıl boşunca tek dosya görüşülmedi ve hiçbir ceza verilmedi. Buna karşılık TELE 1’e 16 kez idari para cezası, 8 gün boyunca 2 program durdurma ve bir kez de 5 gün süreyle ekran karartma cezası olmak üzere toplam 19 kez ceza uygulandı. Halk TV’ye 12 kez idari para cezası, 10 gün süren iki program durdurma, bir kez de 5 gün süreyle ekran karatma olmak üzere 15 kez yaptırım uygulandı. Fox TV’ye 9 kez idari para cezası verilirken bir kez de 3 gün süreyle ana haber bülteni durdurma cezası verildi. Habertürk’e 1 kez uyarı, 5 kez idari para cezası ve 5 günlüğüne bir program durdurma cezası verildi. KRT’ye 3 kez idari para cezası uygulandı.  

2020 yılı içinde RTÜK’ün ifade ve basın özgürlüğünü, kuruluş amacı ve görevlerini hiçe sayarak, muhalif kanallara yönelik diğer bazı uygulamaları da şöyle: 

* RTÜK, temmuz ayında yetki gaspı yaparak aldığı kararla, tarihinde ilk kez ulusal yayın yapan televizyonlara ‘ekran karartma’ cezası verdi. İktidar temsilcilerinin 6’ya 3 çoğunlukta olduğu Üst Kurul’da, HALK TV ve TELE 1 televizyonlarına 5’er gün süreyle ‘ekran karartma’ cezası verildi. Hem televizyon kanalları ve Üst Kurul’da CHP’li iki üye, hem Basın Konseyi derhal harekete geçti ve bu haksız hukuksuz kararın uygulanmasını engellemek için yargıya gitti. Başvuruları değerlendiren İdare Mahkemesi, önce ‘yürütmenin durdurulması’ kararı verdi, ancak RTÜK itirazı üzerine bir üst mahkemenin kararıyla bu cezalar eylül ayında uygulandı. RTÜK, televizyon tarihinde bir ilk olan ‘ekran karartma’ ile sadece bu iki televizyonu değil, milyonlarca izleyiciyi cezalandırdı, halkın haber alma hakkını yok saydı.

* RTÜK, Fox TV’nin reyting rekorları kıran Ana Haber programı için, sunucu Fatih Portakal’ın koronavirüsle mücadele önlemleriyle ilgili yorumlarını gerekçe göstererek 3 gün yayın durdurma ve üst sınırdan idari para cezası verdi. Fatih Portakal yaptığı açıklamada, “RTÜK çok konuşuluyor, FOX habere benim söylemlerimden dolayı bir ceza verdi. Sadece düşüncemin paylaşıldığı şeylerdi” dedi. Halk TV ana haber sunucusu İrfan Değirmenci de “Burada da bir haber stüdyosu var. Arzu edersen Halk Ana Haber’i birlikte sunabiliriz” çağrısıyla Fatih Portakal’a destek çıktı.

* RTÜK, Halk TV’ye yayınlanan aralarında ‘Medya Mahallesi’ ve ‘Şimdiki Zaman Siyaseti’ programlarının da bulunduğu 5  programa toplam 129 bin 405 lira idari para cezası uyguladı.

* Sözcü gazetesi ve okurlarına yapılan hakareti ‘ifade özgürlüğü’ diyerek televizyon kanalına ceza vermeyen RTÜK üyeleri, aynı ifadeleri kendilerine yönelten Korkusuz gazetesi yazarını yazarı mahkemeye verdi. TGRT’deki ‘Medya Kritik’ programında Sözcü gazetesi okurları ve yazarları için “Morfinleşmiş, haysiyetsiz, ahlaksız, fosseptik çukuru, bidon kafa” ifadeleriyle ilgili yapılan şikayette RTÜK, bu sözleri ‘ifade özgürlüğü’ diyerek TGRT’ye ceza vermedi. Korkusuz gazetesi yazarı Memduh Bayraktaroğlu da RTÜK’ü “Maden ifade özgürlüğü, ben de size aynı ifadelerle hitap edebilir miyim?” diyerek eleştirince RTÜK üyeleri, Ankara 36’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açarak Bayraktaroğlu’nu 7 bin 600 lira para cezasına mahkum ettirdi.

* RTÜK’ün verdiği cezalar, muhalif televizyonlara yönelik ‘lisans iptali’ hazırlığı olarak görülürken, bu yetkisinin iptali için TBMM’ye yasa teklifi verildi. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül tarafından verilen teklifte, RTÜK’e verilen lisans iptali yetkisi ile kamu yararı ile basın özgürlüğü arasındaki dengenin bozulduğu savunuldu. RTÜK’ün yetkisinin iptal edilmesini isteyen Bülbül, “Bu yetki ölçüsüz bir tedbirdir. Yayın ihlali yaptırımı TV kapatma değil, para cezası olmalıdır” dedi.

* İktidara muhalif televizyon kanallarına neredeyse gözünün üstünde kaşın var diyerek cezalar yağdıran RTÜK, iktidar yanlısı kanalların ağır yayın ihlalleri gündeme bile almadığı ortaya çıktı. 2020 yılı içinde 102 bin 500 şikayet yapılan iktidar yanlısı ATV’ye bir kez uyarı bir kez de idari para cezası verirken, TELE 1’e  biri 5 gün süreyle ekran karartma olmak üzere 19 kez; HALK TV’ye yine biri 5 gün ekran karartma olmak üzere 15 kez; FOX TV’ye 12 kez; KRT’ye 3 kez; Habertürk’e 7 kez idari para cezası ve yayın durdurma cezaları verdi. İktidar yanlısı A Haber, Kanal 7, TV Net, TGRT Haber ile ilgili yıl boşunca tek uygulama yapılmadı. Yıl boyunca yine iktidar yanlısı televizyonlara yalnızca 400 bin lira idari para cezası verilirken, eleştirel yayın yapan televizyonlara bunun 25 katına denk düşen 10 milyon lira ceza kesildi. 

* Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından açılanan raporda, RTÜK‘ün iktidarın medya üzerindeki kontrol aracı haline geldiği, özellikle haber ve tartışma programlarına verilen cezalarla, eleştirel yayın yapan medya organlarının RTÜK baskısı altına alındığı tespiti yapıldı. Basın özgürlüğünü kısıtlama aracı haline gelen RTÜK’ün saygınlığını yitirdiği vurgulanan raporda,  2017 yılından 2020 yılı temmuz ayına kadar haber ve tartışma programları kategorisinde yayın durdurma kararlarının yüzde 73’ünü Halk TV, TELE1, Fox TV ve KRT televizyonları için alındığı belirtildi. RTÜK’ün söz konusu dönemde haber ve tartışma programları nedeniyle televizyonlara idari para cezaların yüzde 69’u Fox TV, Halk TV, Tele 1 ve KRT’ye kestiği kaydedilen raporda, bu kategoride Halk TV’ye 19, Tele 1’e 13 ve Fox TV’ye 11 kez para cezası uygulandığı belirtildi.  Raporda, Fox TV’nin 19 milyon 999 bin TL, Halk TV’nin 594 bin TL, Tele 1’in 302 bin TL ve KRT’nin ise 74 bin lira para cezasına çarptırıldığı vurgulandı.  

BASIN İLAN KURUMU, BASKIDA GERİ KALMADI 

Resmi ilanların gazetelere eşit olarak dağıtılması için kurulan ve özerk olması gereken Basın İlan Kurumu (BİK), bir yandan da gazetelerin niteliklerini yükseltmek, yayınlarda sürekliliği ve güvenilirliği sağlayıp görüşlerin serbestçe yayılmasını sağlamakla da görevli. Ancak bugün gelinen noktada, özerkliğini yitirip parti militanı gibi davranan yöneticilerin elinde, eleştirel yayın yapan gazeteleri ekonomik yönden çökertip yayın hayatına son vermeleri için ‘iktidar sopası’ olarak kullanılmaktadır. BİK’in muhalif basını bitirmek için verdiği ilan kesme cezalarından bazı örnekler şöyle: 

* Türkiye’nin en fazla satan gazetesi Sözcü ile grubun diğer gazetesi Korkusuz’a bu yıl verilen ilan kesme cezaları 56 günü buldu.  BİK’e manşetinden yayımladığı haberle tepki gösteren Sözcü, “Yazılı basında en fazla vergiyi vermesine rağmen Sözcü Gazetesi’ne vergi cezası kestiler, yetmedi Basın İlan gelirlerini kıstılar. Susturmak için de FETÖ’cülükle suçladılar. Ne yaparsanız yapın Sözcü’yü durduramayacaksınız” ifadelerine yer verdi.

* Cumhuriyet gazetesine bu yıl içinde Basın İlan Kurumu’nun verdiği resmi ilan kesme cezasının toplamı 110 günü buldu. Cumhurbaşkanı, yakınları, bakanlar, yakın çalıştığı bürokratları ve iktidara yakın işadamlarıyla ilgili belgeli haberler gerekçe gösterilerek verilen cezalara yapılan itiraz da mahkemelerden kopyala yapıştır ve dosyalar karıştırılarak verilen kararlarla yargıdan döndü. Sadece, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un  izinsiz inşaatını belgeleriyle ortaya koyan haberlerde ‘kamu yararı olmadığı’ gerekçe gösterilerek 45 gün resmi ilan kesme cezası verildi. Cumhuriyet zaman zaman yayınladığı yazılarla bu hukuksuzluğa isyan etti. 

* BirGün gazetesi, Basın İlan Kurumu’nun, haberler başlıkları ve mahreç kullanmadığı gibi sudan gerekçelerle verdiği cezalar nedeniyle, neredeyse 2020 yılının üçte birinde resmi ilan yayınlayamadı ve büyük ekonomik zarara uğratıldı. BirGün gazetesi yöneticileri 2019 yılının eylül ayından itibaren ilan kesme cezalarının arttığını, ayda birkaç dosya ile karşılaştıklarını her defasında 3 ila 15 gün arasında resmi ilan kesme cezası verildiğini açıkladı. 

* Evrensel gazetesi de neredeyse gözünün üstünde kaşın var denilerek resmi ilanı kesilen gazetelerin başında geliyor. Geçen yıl verilen ilan kesme cezalarının 6 aya yaklaşması üzerine resmi ilan yayılama hakkını tamamen yitirme riskiyle karşılaşan Evrensel’e, bu yıl da ceza yağdırıldı. Sadece yazar Ragıp Zarakolu’nun, ‘Makus kaderden kaçış yok’ başlıklı köşe yazısı nedeniyle 45 gün resmi ilan kesme cezası verildi. Basın İlan Kurumu, okurların birden fazla Evrensel gazetesi almasını bile ‘suç’ sayarak resmi ilan kesme yoluna gitti. 

GAZETECİLERE SALDIRI VE TEHDİTLER 

Basın özgürlüğünün kısıtlanması girişimlerinin yanı sıra gerek ulusal basında gerekse yerel basında onlarca gazeteci tehdit edildi, saldırıya uğradı. Görevi tüm vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak olan bakanlar bile gazetecileri tehdit edip, karanlık odaklara hedef gösterdi. İşte bu tehdit ve saldırılara birkaç örnek: 

* Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, köşesinde ‘Trabzon böyle bir yükseliş görmedi’ başlıklı yazısı nedeniyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından tehdit edilip hedef gösterildi. AKP milletvekilinin eşinin, belediye işçi kadrosundayken hızla yükselip Ankara İl Kültür Müdürü olduğunu yazan Saygı Öztürk, devlet kadrolarında yükselmenin liyakate göre yapılmadığını ortaya koyunca Bakan Soylu twitter hesabından “Saygı Öztürk’ün bu yazısı namussuzluktur… Bugünden sonra bu namus düşmanını kim muhatap alışa namussuzluğun ortağıdır, haysiyet celladıdır” paylaşımında bulundu. 

* Fox TV ana haber sunucusu Fatih Portakal, İzmir’in Seferihisar İlçesi’ndeki evinin görüntüsü ve adresi iktidar medyasında yayınlanarak hedef gösterildi. Fatih Portakal, “Evimin üstünde drone uçuruyorlar. Yeni Asır’ı, DHA’sı, Anadolu Ajansı bile gelip özel mülkümü yakından dekizleme hukuksuzluğunu gerçekleştiriyorlar” tepkisini gösterdi. 

* Halk TV’de ‘Sözüm Var’ programının sunucusu gazeteci Şirin Payzın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği için MHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi Selami Şişman tarafından, babası gazeteci Nizam Payzın’ın vefatında verilen ‘ölüm ilanı’ konulan mesajla tehdit edildi. Tehdit mesajında “Türk vatanına yaptıklarınız, yapacaklarınız için anlayacağınız dilden the end” ifadesi de yer aldı. 

* Ankara’da Sputnik Türkiye Servisinde çalışan 3 gazetecinin evlerine gelen 15- 20 kişilik grup, saldırı girişiminde bulunuldu. Adlarıyla hitap ettikleri gazeteciler soğukkanlı davranıp kapıyı açmayınca “Ruslara çalışan vatan hainleri” diyerek tehditte bulunan grup, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganı atarak ayrıldı.

* Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ, geçen yıl Ankara’da evinin önünde eli sopalı grupların saldırısından sonra bu kez evinin posta kutusuna mermi konularak tehdit edildi. Demirağ, köşesinden tehdide  “Gelip evimin önünde infaz etmeye kalktınız susmadım. Posta kutusuna mektup yerine mermi koymak alçaklıktır, şerefsizliktir” karşılığını verdi.

* Yeniçağ gazetesinin eski yazarlarından gazeteci İsrafil Kumbasar, mart ayında gittiği semt pazarında 5-6 kişilik grubun sopalı yumruklu saldırısına uğradı. Kumbasar’ın ağzı yüzü kanlar içindeki fotoğrafını, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Bu yakışıklı (!) kim? Şerefsizlik testi pozitif çıkmış diyorlar” ifadeleriyle sosyal medyada paylaştı. 

* Kocaeli’nin merkez İzmit İlçesi’nde yayınlanan yerel Ses Kocaeli gazetesi, 20 Nisan günü sabaha karşı kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıya uğradı. Camları kırılan binada o sırada kimse bulunmadığı için can kaybı ve yaralanan olmadı.  

* Zonguldak’ta Kozlu Belediye Başkanı AKP’li Ali Bektaş, katıldığı televizyon programında kendisi hakkında bir haber için yaptığı tekzip başvurusu reddedilince bu kez gazetecileri tehdit etti. Bektaş, “Ne basın özgürlüğü? Ya yargı bunun gereğini yapacak ya da ben yapacağım. Kimse sokakta rahat dolaşamayacak. Tehdit ediyorum” dedi. 

* Elazığ’da yerel Haberkent Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Efraim Gündem  eylül ayında arkadaşlarıyla oturduğu bahçede saldırıya uğradı. Efraim Gündem, başına silah dayayıp yumruk attıktan saldırganlardan şikayetçi oldu ve olayın belediye ilgili ilgili yaptığı haberden kaynaklandığını söyledi. 

SANSÜR VE BASKI UYGULAMALARINA BAZI ÖRNEKLER 

Medya sadece yargıda açılan davalar verilen mahkumiyet, tekzip ve erişim engellemesi kararları; RTÜK ‘ün yayın durdurma idari para cezaları; BİK’in ilan kesme ve reklam ambargosuyla değil, idari kararlarla açık ve örtülü sansür uygulamalarına da muhatap oldu. Hatta medya sahipliğini yöneten, gazetece ve televizyonları yönetecek kişileri tayin eden, kimin işine son verileceğine bile karar veren iktidar, baskıyla televizyon kapattırdı.

* Türkiye’de en fazla izlenen ve Ana Haber Bülteni reyting rekorları kıran FOX TV başta olmak üzere, iktidarın ‘muhalif’ olarak gördüğü HALK TV, TELE 1 ve KRT televizyonları ağır baskılara maruz kaldı. İktidarın eleştirildiği neredeyse her yayında ağır idari para ve yayın durdurma cezalarından sonra ‘ekran karartma’ cezası yetmezmiş gibi mensupları iktidarın en tepesinden trollere kadar ağır tehditler aldı. Televizyon haberciliğinin yüz akı ve yıllardır en çok izlenen haber bültenini sunan Fatih Portakal, bu ağır baskılar sonucu 8 yıldır sürdürdüğü görevinden uzaklaşmak durumunda kaldı. 

* Yayın hayatına 30 Kasım’da başlayan Olay TV, iktidarın ağır baskısına sadece 26 gün dayanabildi ve 25 Aralık akşamı ana haber bülteniyle yayınına son verdi. Bursa’da 24 yıl yerel kanal olarak yayın yaptıktan sonra geçen yıl yayına son veren Cavit Çağlar’a ait olay TV, iş insanı Hüseyin Köksal’ın sermaye koyup ortak olmasıyla bu kez ulusal yayına başlamıştı. Süleyman Sarılar’ın genel yayın yönetmeni olduğu, Nevşin Mengü’nün ana haberi sunduğu Olay TV’nin yayın politikasından ve görev alan kadrodan rahatsız olan iktidar, Cavit Çağlar’dan kadronun değiştirilmesi ve iktidar yanlısı yayın yapılmasını istedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, Cavit Çağlar’a kimlerin işine son verileceği yerlerine de kimlerin alınacağını ilişkin liste verildi. Cavit Çağlar, ağır baskı ve hatta şirketlerine yönelik tehdit karşısında isteneni yapmak istedi, ancak bunu diğer ortak Hüseyin Köksal kabul etmeyince iş koptu. Ortaklık bozulunca Cavit Çağlar, yüzde yüz sahibi olduğu yayın hakkı ve lisansı geri çekti ve kanal yeni yayın hayatında bir ayı doldurmadan kapandı. Olay TV Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar, son yayın olan akşam ana haber programında, “Zannediyorum habercilik anlayışımızla ve yaptığımız yayınla bir takım mahfileri rahatsız ettik. Cavit Bey, ‘Bana iktidardan büyük baskı var. Çok ağır baskı altındayım, devam edemeyeceğim’ dedi. Hatta kendisine burada hepimizin yerine geleceklerin listesinin sunulduğunu da söyledi. Cavit bey iktidarı işaret etti. Bu baskılara boyun eğmeyen Hüseyin Köksal yeni bir arayışa girdi. Olay TV’yi bugün noktalayacağız ama Köksal bu anlayıştaki gazeteciliği devam ettirmek için çeşitli görüşmeler yapıyor, çeşitli platformları deniyor. Bizim birlikte çalıştığımız 180 arkadaşımızla birlikte yeni bir mecrada mutlaka özgür haberciliğe devam edeceğiz. Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız. 30 Kasım’da yayına başlamış bir televizyonu, üstelik de tarafsız habercilik yapacağım iddiasıyla çıkan bir kanalı susturacak baskıyı yapacak mercii herkes biliyor” dedi. Olay TV çalışanların ana haber bültende alkışlı protestosu ile yayın hayatına son verdi. Cavit Çağlar da yaptığı açıklamada, “Yayınlar beni rahatsız etti. Beraber işbirliği yaptığım ortağıma yeni bazı arkadaşları kanala ilave edip denge kuralım dedim, kabul etmedi. Ben de bu şartlarda devam edemeyeceğimi, kanaldan ayrılmak durumunda kalacağımı söyledim. Bu iş bana ders oldu. Kanalın lisansı elimde, uygun bir ekiple tekrar başlayabilirim” diyerek iktidar baskısıyla Olay TV’nin kapandığını itiraf etmiş oldu.

* Koronavirüs salgını nedeniyle ilk kez 11-12 Nisan’da uygulanan sokağa çıkma yasağının gece geç saatlerde duyurulması ve gazete dağıtımı için izin verilmemesi nedeniyle sadece yasak uygulanan 30 büyükşehir ve Zonguldak değil tüm ülke gazetesiz kaldı. Cumhuriyet tarihinde, askeri darbelerin yapıldığı günler dahil ilk kez gazeteler halka ulaştırılmadı. Daha sonraki haftalarda yine sokağa çıkma yasaklarında uzun süre gazete bayilerinin açılmasına izin verilmedi. Tirajları dip yapan gazeteler, aldıkları ortak kararla dini bayramda da yayınlanmadı ve halk günlerce gazetesiz kaldı.

* Anadolu Ajansı, tüm yükümlülüklerini yerine getirip ödemelerini zamanında yaptığı halde Sözcü gazetesinin aboneliklerini tek tarafla kararla iptal etti. Sözcü gazetesi, yönetici ve yazarlarının yılbaşı öncesi mahkum edildiği davayla ilgili Anadolu Ajansı’nın İngilizce haberinde, dosyada olmayan tanık ifadelerine yer verilerek, algı operasyonu yapıldığı gerekçesiyle tepki göstermişti. Bu tepki üzerine kendilerine hakaret edildiği gerekçesiyle Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu kararıyla, Sözcü’ye tüm haber servisini durdurdu.

* Cumhurbaşkanı’nın damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 8 Kasım günü sağlık sorunları olduğunu söyleyerek bakanlıktan istifa ettiğini açıkladı. Medyanın yüzde 95’ini oluşturan iktidar yanlısı televizyon, gazete ve internet siteleri, tek taraflı bir karar olan istifa haberine sansür uygulayıp, Saray’dan izin çıkıncaya kadar 48 saat yayınlamadı. Ancak Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen icazetle ‘Berat Albayrak’ın görevden af talebinin kabul edildiği’ haberi yayınlanabildi. 

* İçişleri Bakanlığı, terör örgütlerinin hedefindeki basın mensupların korumaya yönelik uygulamada yeni düzenleme yaptı ve birçok gazeteci için koruma kararına son verdi. Odatv genel yayın yönetmeni Barış Pehlivan ve haber müdürü Barış Terkoğlu’nun 2017’den bu yana uygulanan  ‘çağrı üzerine koruma’ tedbiri kararı İstanbul Valiliği’nce kaldırıldı.

* Medya kuruluşlarına giderek artan siyasi baskılar yerel basını da isyan noktasına getirdi. Çanakkale’de yayımlanan Çan’ın Sesi gazetesi ilk sayfasında siyasetçilerin yaptığı baskıları ‘Var ol Ak Parti’, ‘MHP’li Başkan çok süper’, ‘Bu vekil bir harika Dostum’ başlıklarıyla protesto etti. Sakarya’da yayımlanan Adapazarı Akşam gazetesi de ‘Ak Parti Milletvekili Ali İhsan Yavuz’un istediği gibi bir gazete oluşturduk’  başlığı altında ‘Yavuz sayesinde hayatım değişti’, ‘İleri görüşlü vekil’, ‘Her zaman alçak gönüllü vekil’ başlıklı uydurma haberlerle yayımlandı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*