BASIN KONSEYİ ANKARA DA SANSÜR YASASINA HAYIR DEDİ.

ASA HAYATIMIZDA NELERİ DEĞİŞTİRECEK?Değerli dostlar, önümüzdeki birkaç gün içinde, ülkedeki medya ortamı ile ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelecek olan yasa tasarısı, medyayı sadece vahim bir şekide değiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda ifade özgürlüğünü çepeçevre engelleyerek, haberlerin iletişimini ve ”yanıltıcı haber” yayılmasına karşın yeni ağır cezalar getirecektir. Daha önceden gerek Meclis müzakerelerinde komisyonlarda bu konu tartışıldığı zaman, medya kuruluşlarının temsilcileri ve muhalefet partileri, sözkonusu yasa tasarısının pek çok kısımlarına karşı itirazlarını belirtmişler ve iktidar partisi temsilcilerinden, yasa tasarısının gerek metninde gerekse yansımalarında, medya alanındaki STK’ların da bazı endişelerini dikkate alarak yeniden iyileştirmeler yapılacağı hakkında söz almışlardı. Ancak görülen o ki, tasarı, ne metninde ne de kapsamında herhangi bir iyileştirici değişiklik yapılmaksızın, Meclis Genel Kurulu’na sunulacaktır. Basın Kanunu’na değiştirici düzeltiler getirmek üzere hazırlanan bu yasa tasarısı, Türkiye’de faaliyet gösteren basın kuruluşlarına ve medya mensuplarına danışılmaksızın ve onların itirazları dikkate alınmaksızın hazırlanmıştır. Tüm partner kuruluşların, medyamızın ve medyadaki STK’ların bizim bu önemli itirazlarımıza destek vermelerini talebederken, değerli dayanışmalarınız sayesinde, birlikte sesimizi Türk hükümetine ve Parlamento’ya duyurmak isteriz.10 MADDELİK İTİRAZLARIMIZ1) SADECE “İSTENMEYEN HABERLERİ” HAZIRLAYANLAR DEĞİL, AYRICA BU HABERLERİ YAYANLAR DA CEZALANDIRILACAKBu yasa tasarısı, basın tarihimizde ifade özgürlüğünün karşısına çıkacak en büyük engel olacaktır. Tasarının 29.uncu maddesinde yer alan, “yanıltıcı bilgilerin kamuya yayılması” yeni bir suç niteliğinde Türk yasa sistemine dahil edilecektir.Her ne kadar suç unsuru tanımı muğlak ve ucu açık terim olarak tanımlansa da, doğru olmayan haberlerin yayılmasına karıştıkları iddia edilenlere karşı hukuk insanlarının, savcıların nasıl karar alacakları açıklça bilinmemektedir. Sosyal medyadaki bazı kritik gönderiler, “dezenformasyon” olarak kınanabilir. Yasada bu tür değişimler yapıldığı takdirde, sadece “yanıltıcı ve doğru olmayan haber” yayan faillerin dışında, bunların yayılmasına katkıda bulunanların da cezai işleme tabi olmaları söz konusudur. Bu tarz faaliyetlerin cezai işlemlerle suç olarak tanımlanması demokrasimizin köklerini sarsmaya yönelik hareketler olarak nitelendirilebilecek ve ifade özgürlüğünün de temel prensiplerini etkileyebilecektir.2) YEREL GAZETELER CİDDİ DARBE ALACAKYerel gazetelerimizin hayat iksiri olan resmi ilan gelirleri tahminen yüzde 75 gerileyecektir. Eğer yerli gazeteler bu darbeyi alacak olurlarsa, yaklaşık 8 bin meslekdaşımız da işsiz kalacaktır. Mevcut web sitelerinin de Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan yapısına ek bir kaynak oluşturulmaksızın BİK’ten pay almaları eklenince, yerel yazılı basının da hacmi iyice küçülecektir.Resmi ilan almaları kabul görmüş olan 953 gazeteden yaklaşık 30 kadarı ulusal basın, diğerleri ise mahalli yerel gazetelerdir. Resmi ilan yayınlamaları için izin sıralarının listesine girmeyi beklemekte olan gazeteleri de dikkate alacak olursak, bine yakın yerel gazetenin resmi ilan gelirlerinde büyük çapta kayıplara uğrama riskiyle karşı karşıya kalacağı aşikardır.3) YEREL GAZETELER İLE HABER SİTELERİ ARASINDAKİ FARK AZALACAKInternet haber sitelerinde daha sonraki bir tarihte yasal düzenlemelerin yapılacağını belirleyen açıklamalar, zaten bu durumun bir boşluk yaratacağının endişelerine yeterince yol açmıştı. Kazanılmış haklar konusunda duruma baktığımızda, yerel yazılı basın eşit maliyet, eşit işlev açısından kayıplara uğrayacaktır. Uzun zamandan beri gerek iş alanları yaratarak, gerekse yıllarca ödedikleri vergilerle bu mesleğe hizmet etmiş olan kurumsallaşmış yerel basın kuruluşları, çok daha yakın zamanda kurulmuş olan internet haber siteleri ile aynı haklarla eşit statüde olma durumuyla karşı karşıya kalmanın endişesini taşımaktadırlar. Muhabirler, editörler ve genel yayın yönetmenleri, haberlerin doğru olmasının sağlanmasında kapı bekçiliği görevi üstlenmişlerse de, bu yeni gelişmeler onların bu hayati işlevlerinin de zayıflamasına yol açabilme ihtimalini ortaya çıkarmaktadır.4) SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMINA CEZAİktidar tarafından sakıncalı addedilen sosyal medya hesapları ağır cezaya çarptırılacak. Kapalı olan anlık mesaj uygulamalarının kullanıcıları, iletsel aktiviteleri hakkında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) bilgi vermekle yükümlü olacaklardır.5) INTERNET MEDYASINA BİR HAVUÇ (ÖDÜLLENDİRME) ve 10 SOPA GÖSTERME (CEZA VERME) YAKLAŞIMITeklif edilen yeni değişimdeki bir tür pozitif yön ise, internet gazeteciliği yapan meslekdaşlarımıza basın mensubu statüsü sağlanması ve onların basın kartı alabilmelerine bu değişikliğin yol açmasıdır. Ancak buna ragmen, bazı özel durumlar ve çeşitli koşullar altında ağır yaptırımların mevcudiyeti öngörülmektedir. Teslim ve mevcut saklama yükümlülüğünü yerine getirmeyen internet siteleri bir milyon liraya varabilecek nakit ceza ödemek zorunda kalabileceklerdir. Buna ilaveten, “Haber Sitesi” nitelikli vasfını kaybeden internet alanında çalışan gazetecilerin basın kartları (ki kişisel haklarıdır) iptal edilecektir.6) WEB SİTELERİ HUKUKSAL DAVALARLA DOLUP TAŞACAKKişisel haklerın konuması çok önemlidir, ancak yine de haber siteleri dayanılmaz kaos içinde kalabileceklerdir. Yazılı basında yayınlanmış içerik ile ilgili olarak dava açma süresinin limiti 4 ay olarak belirlenmişse de, haber siteleri için bu 4 aylık zamanaşımı durumu aynı olmayacaktır. Haber siteleri, daha ziyade, yayınlanan içerik ile ilgili olarak şikayetin hemen akabinde, doğrudan soruşturmaya hedef olacaklar ve soruşturmayı yürüten resmi makam ise soruşturmayı 4 ay bitimine kadar sonuçlandırmak zorunda olacaktır. Diğer bir deyişle, içerikleri nedeniyle soruşturma yürütülen internet siteleri için zamanaşımı veya zaman sınırlaması gibi yasal kurallar söz konusu olmayacaktır. Bunun izahı şöyle yapılabilir: her gün yüzlerce haber yazısı ve makalesi yayınlayan internet siteleri sonu gelmeyecek şekilde ve zamanaşımına uğramayacak durumda yıllarca haklarında açılan davalara maruz bırakılacaklardır.7) BASIN KARTININ BİR ANLAMI KALMAYACAKGazetecilerin basın kartı sahibi olmasının pek bir anlamı kalmayacaktır çünkü yasa tasarısı derneklerin ve vakıfların yöneticileri ile ayrıca muhtelif kurumlarda kamuda da çalışan kişilere basın kartı alma hakkı verebilecektir.Yasa tasarısına Basın Kartları Komisyonu kararıyla bazı ek maddeler eklenmesi halinde, profesyonel kuruluşların bu konuda idari hak arayışıyla hukuki işlemlere başvurma olanakları engellenmiş olacaktır çünkü kimin basın kartı alabilecek statüde olduğunu, medya mensubu olduğunu, mesleki durumunu belirleyerek karar alacak olan 9 üyeli Basın Kartları Komisyonu’nda, sadece 2 üye gazetecileri temsilen bulunabilecek ve diğer 5 üye doğrudan Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından tayin edilecektir.? BASIN İLAN KURUMU CEZA VERME KURULUŞUNA DÖNÜŞECEK Fikir ve görüş ayrılığı gütmeksizin, içerik ayrımı yapmaksızın, tarafsız bir şekilde aracı hizmet sağlamakla yükümlü olarak gazetelere resmi ilan dağıtımında bulunmak üzere kurulmuş olan kamusal bir kurum niteliğindeki Basın İlan Kurumu (BİK), geniş yetkilerle donatılmış bir kurum vasfını alarak, gazetelere ve internet haber sitelerine ceza kesen ve ceza veren bir yapı haline gelecektir. Kamu kuruluşu olan Basın İlan Kurumu, televizyon ve radio alanındaki faaliyetleriyle aynen RTÜK benzeri bir yapıya bürünerek, yazılı ve dijital medyanın “muhafızı” konumuna geçecektir.9) BANT GENİŞLİĞİ DARALTILACAKBilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), sosyal medya ve Whatsapp gibi iletişim platformlarını, sıkı takip altına alarak ve cezalar vererek tehdit etmiş olacaktır. Kullanım bilgilerinin temini talebi gibi aşırı yükümlülükleri kabullenmeyen veya suç işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma açılan hesaplarla ilgili harekete geçen sosyal medya şirketleri, 30 miyon tl. para cezasına çarptırılacak veya band genişlikleri yüzde 95 oranında daraltılacaktır. Bu tür durumlar ise zaten bir tür kapatılma işlemleriyle eş değer olacaktır. BTK, hazırlanan yasa tasarısı ile ceza tahakkuku yaparken, oran saptanmasında, sosyal medya şirketlerinin global cirolarının yüzde 3 oranında ceza yükü verebilecektir. Dikkatle incelenirse, hangi sosyal medya devi, küresel bazda hizmetlerinin toplamında, global cirosunun yüzde 3 oranındaTürkiye’deki ceza yükü altına girmesini kabul edebilir? Bu durumda yasaya konacak yeni maddenin amacı düşünce ve ifade özgürlüğünün kontrol altına alınması amacıyla sosyal medya şirketleri izerinde baskı yaratabilmektir.10)PROFESYONEL MÜCADELEYE GİRENLERE DAHA AĞIR CEZALAR GETİRİLECEKGeçtiğimiz Haziran ayında Parlamento’da sesimizi duyurmaya çalıştığımızda, amaçlarımızı açıklarken şöyle demiştik: “Bu yasa tasarısındaki çelişkili maddelerdeki belirsizliklerden kaldırılarak, yeniden düzenlemenin yapılması gereğinin beklentisindeyiz, çünkü bu durum bizim için çok endişe vericidir.”Ama bizim bu isteğimizi dinlemediler. Aksine, meslek adına yaptığımız profesyonel itirazlarımızı dile getirdiğimiz için cezalandırıldık. Bu durumda profeyonel uyarlamaları yapmakla görevlendirilen ve bu amaçla kurulmuş olan yapılar ceza veren mercii niteliğinde görevlendirilerek, cezalar da doğrudan hedefe isabetle daha da genişletilecektir.Halkı gerçek haberlere ve haber kaynaklarına ulaştırabilmek amacıyla yapılan mesleki çalışmalarda, haber kaynaklarının üzerinde devlet kurumlarının keyfi denetimle engelleyici tutumlarına müsaade eden yasal düzenlemelere, yaklaşan genel seçimlere yol alırken, açıkça “HAYIR” denmesi gerekir.Gazeteciler olarak,toplumumuzun haber alması için üstlendiğimiz mesleki görev ve sorumluluklarımız doğrultusunda, kanun yapıcıları ve halkımızı bu konuda uyarmak isteriz. Bu yasa tasarısı şayet aynen olduğu gibi çıkarılırsa, ülkemizde basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve iletişim hakları ortadan kalkacaktır.Bu sansür durumunu biz kabul edemeyiz. Bu mücadelemizi, basın ve ifade özgürlüğünden yana destek verentüm halkımızla, meslekdaşlarımızla, basın sektörüyle ,okuyucularımızla, izleyicilerimizle daha da genişleterek büyüteceğiz.